KÜHEYLAN’DAN İŞ DÜNYASINA TAVSİYELER

6106812_orig1-300x200

22 Mayıs 2015 • Genel • Görüntülenme: 480

Ben 4 ayaklı dostunuz Küheylan. Bizlerin tüm gün otlamaktan hoşlanan, arada sırada arpayla yulafın tadını çıkaran dostlar olduğumuzu düşünürsünüz. Ancak bu kadar basit değil.

Tarih boyunca siz bize bir şeyler öğrettiniz, biz de sizin hayatınızı kolaylaştırdık. Bahçenizi sürdük, savaşlar yaptık,  yolcu ve yük taşıdık, bizsiz hayat biraz zor düşünülürdü. Adalarda ve Anadoluda birçok yerde ulaşımı halen biz yapıyoruz.

21. Yy’da rollerimiz değişti. 2000’lerin başında insanoğlu bambaşka bir şeyin farkına vardı.Bizlerden  bir şeyler öğrenildiğini keşfetti. Kişisel ve profesyonel gelişim için bizlerle yapılan uygulamalarda, ihtiyacınız olan konuları size gösteriyoruz. Çünkü hissettiklerinizi okuma ve size yansıtma becerimiz var.

Sizde olan bizde olmayan bir şey var elbette. Bizde düşünen beyin yok. Neyse ki arkamdan bir leoparın beni yemek için sinsice yaklaştığını  hissetmem için düşünen beyne  ihtiyacım da yok.  Zaten düşünen beynim olsa ego devreye girer ‘sen onu döversin kaçma’ falan diye saçmalayıp beni yanıltabilir. Ben de yem olurum.

Bizim düşünen beynimiz yok o nedenle kullanmıyoruz ama sizin hisleriniz olduğu halde kullanmıyorsunuz. Donald Trump diyor ki “Tecrübe bana bir şey öğretti. İmza atacağım kağıtta ne yazarsa yazsın, artık sezgilerimi dinleyerek karar veriyorum” Bu noktada “at gibi olmak” avantaj sağlıyor. Düşünen beyniniz o kadar baskın ki hislerinize pek bir uzaklaştınız. Karar vermek için hislerinizi dinlemeyi unuttunuz.

Güzel cam plazalarda çalışan yöneticilere bakıyorum ve bana Marshall Goldsmith’in kitabını hatırlatıyorlar. Goldsmith diyor ki “seni buraya getiren şey, seni oraya götürmez”. Yani okulda öğrendiklerin, iş hayatının ilk yıllarında öğrendiklerin senin sol beynini besledi, teknik becerileri öğretti ve bir yerlere geldin. Şimdi ise yeni bir işin var. Hiyerarşi tablosunda yükseldikçe, kendini davranışsal konuları çözmekle karşı karşıya buluyorsun. İşte bu noktada teknik bilgi yeterli değil. Sezgilerini kullanamadan ekibini yönetmeye çalışırsan,  başarılı, içten sevilen ve sayılan bir lider olamazsın. 

Ekibinizin size inanması, güvenmesi ve sizi lider olarak görmesi ancak sezgisel iletişimle mümkün. Aksi takdirde şirketin 10 senelik stratejisini hazırlayan ancak kendisine en yakın çalışanlarla iletişemeyen yöneticilerden olursunuz.

Bizimle yapılan çalışmalar somut, gerçek, farkındalık ve dönüşüm hızlı. Önemli not: kişisel ve profesyonel gelişim için yapılan tüm çalışmalar yerde, yani bize binmiyorsunuz.

Şu sevdiğim cümleyle sözlerimi bitiriyorum. “Bir atla etkileşime geçmediysen, ruhunun bir tarafı henüz uyanmamış demektir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>