% 100 Senin mi olmalı?

5ecd3fd1e33dd2c6a07de6f57513b0d2

26 Şubat 2017 • Genel • Görüntülenme: 320

 

Dün takipçilerimden Duygu ile görüştüm. “İlginay senin videolarını izliyorum ve etkileniyorum. Kafamdaki işi gerçekleştirmek için harekete geçtim” dedi. Ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsiniz.

Duygu 8 sene anaokulunda yöneticilik yapmış olan bir psikolog. Çocuğu olunca ara vermiş. Paylaşmayı çok seven bir yapısı var. Bildiklerini aktarmak istiyor. Kendi çocuğuyla geçirdiği süreçte yeni tecrübeler de deneyimledi. Çok araştırıyor, her türlü yeniliği takip ediyor. Her daim güncel. Kendi kurmuş olduğu whatsapp grubunda tüm yenilikleri biz annelerle paylaşıyor. Kendisinden çok şey öğreniyoruz. Halbuki bu kadar güncel olan birikimli birisinin bu bilgiyi daha çok kişiye aktarması tüm çocuklar için faydalı olacak. Sadece bizim whatsapp grubunda kalması yetmez diye düşünüyorum. Kendisinin de evde canı sıkılmaya başladığı için şimdi işine geri dönmek ve kendi yerini açmak istiyor. Ancak ekonominin bugünkü şartları sebebiyle bir türlü harekete geçemiyor. “Bugün böyle bir yer açmak, tutunup para kazanacağım zamana kadar olan süreyi ayakta kalarak geçirmek zor” diyor ve öteliyor. Evde de canı sıkılıyor.

Ben sizlere verdiğim mesajlarda mevcut duruma farklı pencereden bakabilmenin önemini belirtiyorum. Olmayacak diye gördüğünüz şey, şahane bir şekilde çözüme ulaşabiliyor.

Duygu bana dün şunları söyledi:

“Kendi yerimi açmanın maliyeti çok yüksek. Eskiden birlikte çalıştığım anaokulu sahibine gidip görüştüm. Bahçeli şahane bir anaokulu var. Bolca da yeri var. Bu odalardan birinde kendime oyun grubu yapmak istediğimi söyledim. Sevinerek kabul etti. Ancak kendisinin satış ve tanıtım yapamayacağını belirtti. Zaten bu benim uzmanlığım. Dijital kıvraklığım yüksek, sosyal medyayı iyi kullanıyorum. Daha da ötesi eşim reklamcı deyince de çok sevindi.

Şimdi kafamda yeni geliştirdiğim tüm oyunları da uygulayabileceğim harika bir ortam buldum. İş kurmayı her şeye yüzde yüz sahip olmam gerekiyor diye algılamak ne kadar anlamsızmış. Yine kendi işimi yapacağım. Tamamen kendi kurgu ve içeriklerimi uygulayacağım. Kendi çevremi getireceğim. Mevcut kullanılmayan bir alanı değerlendireceğiz. Patronum içinde yeni bir kazanç ve çevre olacak. Karşılıklı kazanacağımız bir iş modelinde ilerleyeceğiz.”

Bunları duyduğuma ne kadar sevindiğimi anlatamam. Ben de kendi işimi kurarken bunlarla karşılaştım. Almanya ve Kaliforniya’da eğitim aldığım kurumların kendi at çiftlikleri ve atları vardı. Bende Türkiye’de atlarla eğitim vermeye kalktığımda atları olan bir çiftlik gerekiyordu. Buna sahip olmak o kadar maliyetli ki, anlatmaya hiç başlamıyorum. Ben ne yaptım. Birkaç yerle anlaştım. Oraları eğitim vermek için kiralıyorum. Ankara, İzmir, Sapanca, Ömerli, Ankara, Antalya her yerde kullanabildiğim bir yer var. Bütün çiftlikler benim. İllaki bunlara sahip olmam gerekmiyor, çiftliğimin olmaması bu işi yapamayacağım anlamına gelmiyor.

Aksiyon almak istemiyorsanız her türlü bahane hazır. Eğer artık istediklerinizi gerçekleştirmek istiyorsanız olamaz dediğinizi konulara bir kez daha farklı bir gözle bakarak fırsatları görebiliyorsunuz.

Demek ki bir şeye yüzde yüz sahip olmaya gerek yok. Hayallerimize sınır yok. Yeter ki isteyelim, olacağına inanalım ve harekete geçelim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>